Yaşama göre mimari mi?

Binaların şekillendirdiği yaşamlar ile yaşamların şekillendirdiği binaları ele aldığımız bu yazıda sizi düşünmeye zorluyor, kendi yorumlarımızı paylaşıyoruz.. Binaların şekillendirdiği hayatlar mı? Hayatların şekillendirdiği binalar mı? Bu soru aslında mimarinin ne derece kıymet gördüğüyle yakından ilişkili. Mimari ve mimarlık kavramlarının felsefi yaklaşımlarla ele alındığında coğrafyalarda bana kalırsa bu sorulardan ilki en az ikincisi kadar değer sahibidir. Dünya çapında popüler olan ve gittikleri yerlerde hep popstar edasıyla karşılanan mimarlar, ki onlara bilirsiniz ‘Starchitect‘ denir, onların eserleri daha çok ben buyum!, ben değil, ancak siz bana ayak uydurursunuz yaklaşımlarındadır.Bu gerçi mimarın üslubuyla da ilişkili olsa da, modernist mimarların daha çok kullandıkları felsefedir diyebiliriz. Şimdi hazırsanız soruları tek tek ele alalım.. Binaların şekillendirdiği hayatlar için.. Bu yüksek yoğunluklu yaşam alanlarında binaların insanlara hükmettiği hayatlara rastlamak çok daha mümkün.Oysa insanların ayak uydurmak zorunda oldukları binalar yine kendi eserleri.Bu ironiyi açıklamak ta inanılmaz zor doğrusu. Binalar insanların hafızasına doğrudan etki eder.Yıkık, harabe dolu bir yapı düşünün..Ve bu yapıda 35 senelik evlilik hayatının başlangıç teklifini yapan iki kişiyi hayal edin. Yapının ne kadar çirkin, ne kadar harabe olduğunun bu noktada hiç bir önemi yoktur.Çünkü manevi olarak bu yapının o iki kişi nezdinde değeri yüksektir. Yani binaların güzelliği ya da çirkinliği bazen söz konusu bile olmamaktadır. Hayatın şekillendirdiği binalar.. Nedendir bilinmez ama bu başlık altında kırsal yerleşim birimlerindeki örneğin sakin sessiz ve denize nazır bir köy hayal ediyorum. İnsanların ihtiyaçları kadar büyük inşa ettikleri yapılar, ihtiyaçlarına göre şekillenen yapılar hemen insanın aklına geliyor. Aslında ikisi de iç içe gibi öyle değil mi? Mimariyi insanlardan ve ihtiyaçlardan soyutlamak, ihtiyaçlardan ayrı ama ihtiyaçları gidermek mantığıyla görmek pek doğru değil. Mimari ihtiyaçlara göre şekillenirken (en azından ekstrem durumlar hariç) , ihtiyaçlar da mimariye göre şekillenebilmektedir. Yani yumurta evet tavuktan çıkar ama tavuk ta yumurtadan çıkar mantığı..